İstanbul’da Beklenen Depremin Etkileri: İhracatçı Zorda Siparişler Düştü, Bankaların Kaçış Planı

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli yaşanan deprem felaketi 11 ilde etkili olup yıkım yaratırken, Türkiye’yi de etkilemeye devam ediyor. Özellikle ekonomik olarak zor süreçlerden geçtiğimiz son yıllarda yüksek enflasyon, düşen alım gücü, artan cari açık sorunlarıyla karşı karşıya olan Türkiye’de bir de kurda kontrollü seyrin sağlanması, Avrupa’nın da Rusya-Ukrayna savaşıyla zor düşmesi derken ihracat üzerinde de fazlasıyla etkili oluyor. Tüm bu etkilerin üzerine bir de deprem beklentileri binince iş dünyası isyan etmeye başladı. Bankalar da risk dağılım senaryoları için hangi şehre bakıyor?

Türkiye, 2021 yıllı sonlarında geçtiği Türkiye Ekonomi Modeli uygulamasında, ekonomistler değersiz desin, ekonomi yönetimi rekabetçi desin TL’nin seyri ve ihracat odaklı bir anlayış seçti. Ancak sorunlar peşini bırakmadı.

2022 başında Rusya-Ukrayna savaşı, 2023 başında da deprem felaketleri, heterodoks ekonomi uygulamalarında beklentilerin gerçekleşmesine asla müsaade etmedi. Türkiye’nin seçtiği modeli 90’lar sonu Çin ekonomi modeline benzetilirken, katma değerli olmayan üretim, ihracat ile değersiz para birimi içeride farklı sorunlar yaratmaya devam ediyor. Tüm bunlara eklenen deprem felaketi de yeni sorunlar demek oluyor.

6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremlerde 11 ilde oluşan büyük yıkımda birçok inşaat yapım sorunları da ortaya çıkmıştı. Yapı stoklarındaki sorun aslen inşaat kaynaklı olurken, birçoğu da bilinçsizlik ve ihmal ya da rant temelli olmuştu.

Özellikle mağaza, dükkan ve otel amaçlı kullanılan yapılarda, ana taşıyıcı sistemlerin bilinçli bir şekilde değiştirilmiş olmasıyla yapılar yerle bir olurken, yaklaşık 50 bin insanın canına mal oldu. Bu da tüm dünyada dikkat çekti. 

Deprem felaketlerinin ardından 1999 yılında bu yana konuşulan Marmara depremi gerçeği de yeniden tartışılmaya başlandı. Tüm bu manzara, dünyada da korku yarattı ve iş dünyası üzerinde etkili oldu.

Laleli Sanayici ve İşinsanları Derneği LASİAD Başkanı Gıyaseddin Eyyüpkoca, deprem bilincinin oluşması gerektiğinin ancak sınırı geçtiğiniz takdirde bunun korku pompalamaya dönüştüğü ve iş hayatını etkilediğini açıklıyor.

Bloomberg HT, NTV gibi kanalların yayınlarına katılan LASİAD Başkanı, sezon açılışında olmalarına karşın, Laleli  esnafının Rusya-Ukrayna savaşının 1 yılını doldurmasının ve deprem felaketlerinin etkisiyle zorlandırdığını açıklıyor.

Rusya’da düşen alım gücü yanında yurt içinde de deprem felaketinde iplik üretiminin yüzde 60’ını sağladıkları Maraş’ın depremlerden etkilenmesi ve tesislerde sorun olmamasına karşın işgücü sorunlarının büyük olduğunu belirtti.

Ana sorunlardan biri de İstanbul’a yönelik deprem beklentilerinin sürekli söylem halinde olmasıyla yurt dışından gelen rezervasyonların hem oteller bazında hem de üretim bazından düşmesi. Görülen otel yıkımlarının İstanbul’da otellere karşı bir önyargı oluşturduğunu belirtirken, üretim açısından da deprem tehlikesiyle Çin, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelere kaydını belirtti. Sezon başında yüzde 30-35 aralığında düşüşle başladıklarının altını çizdi.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekip Avdagiç de geçen günlerde bu konulardan yakınmaya başlamıştı. İstanbul’da özellikle gitmek isteyen kesimlerin iş hacmi açısından şehri ter edemiyor olmaları yine iş dünyası üzerinden etkili olmaya başladı.

Avdagiç, Ekonomim’de Merve Yiğitcan’ın aktardığına göre, deprem bölgesine yardımların uzun süreli olacağına dikkat çekerken, ayrıca afetlere karşı hazırlıklı olmak ve hızlı, etkili tepki vermek gerektiğini de ekledi. 

İstanbul’un için konuşulan deprem riskine de dikkat çekerek, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sinin yaşadığı şehirde, ‘işgücünün de yüzde 20’si, ihracat ve dış ticaretin yüzde 50’si temsil ediliyor’ ifadelerini kullandı.

Avdagiç, Türkiye GSYH’sının yüzde 30,4’ünü oluşturan İstanbul için, önemli sayısal veriler de verdi:

  • Bilgi ve iletişim faaliyetlerinde İstanbul’un payı yüzde 66, 

  • Finans ve sigorta faaliyetlerinde İstanbul’un payı yüzde 61,

  • Mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetlerinde İstanbul’un payı yüzde 46,

  • Hizmetler sektöründe İstanbul’un payı yüzde 42,

  • İnşaat sektöründe İstanbul’un payı yüzde 33.

İstanbul’daki deprem riskini konuşurken daha dikkatli olmak gerektiğini belirten İTO Başkanı, yurt dışındaki algının bu yönde kötüleştiğini belirtti.

Depremden sonra İstanbul’da AVM satış endekslerinde yüzde 33-35, lüks segment satışlarda yüzde 80, otellerde yüzde 30 seviyelerinden düşüş olduğunu açıklayan Avdagiç, deprem riskinden bahsederken ekonominin göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu. 

Kalkınma ve refah açısından, ‘desantralizasyona’ ihtiyaç olduğunu vurgulayan Avdagiç, İstanbul’daki ekonominin ise ‘zorla şehir dışına çıkarılmasının’ doğru olmayacağını belirtti. Bu tarz söylemlerin yurt dışında etkili olduğunu söyleyerek, müşterilerin kendilerine alternatif tedarikçi aradıklarını açıkladı. 

Kur-enflasyon ilişkisinde ihracatçıların zorlandığını da konuşmasına ekleyen Avdagiç, 2023 yılının dış ticaret dengesinde zor olacağını da vurguladı.

İstanbul merkezli bankalar beklenen depreme yönelik acil durum planları yapmaya başladı.

Ekonomim’de Şebnem Turhan haberinde, bankaların riski dağıtmak amacıyla operasyonlarının kısım kısım İstanbul dışına taşımaya hazırlandığı belirtildi.

Merkez Bankası ile birlikte kamu bankalarının çok tartışılan İstanbul Finans Merkezi’ne taşınması kararı, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası yeniden gündeme gelirken, özel bankacılığın kalbi olan İstanbul Levent ve Maslak bölgeleri de dikkat çekiyor. 

Depreme dayanıklı binalar olarak bilinen plazaların çoğu işgücü açısından da düşündürüyor.

İstanbul’da merkezileşmenin tartışmaya açılmasıyla, tüm birimleri tek bir şehirde toplamak yerine güvenli alanlara da dağılmanın gereklerini tartışan bankaların bazılarının Ankara’da da araştırma yaptıkları konuşuluyor.

Genel merkezlerin İstanbul’da kalmasını olası olduğu konuşulurken, zaten acil durum merkezleri mevcut olan bankalar, bazı lokasyon değişikliklerine de sıcak bakmaya başladı. Uzaktan çalışma sisteminin de geliştirilmesi konuşulurken, pandemiyle hayatımıza yerleşen uzaktan çalışmanın deprem sonrası da esneklik kazanabileceği düşünülüyor.

Bazı bölümleri Ankara’dan İstanbul’a taşınan TCMB’nin İstanbul’da üç ayrı ofiste çalışmalarını sürdürdüğü bilinirken, kaynaklar henüz farklı bir gelişme olmadığını da söylüyor.

Kamu bankaları Ankara’dan İstanbul’a taşınma konusunda henüz karar değiştirmezken, risk açısında dağılımın değişebileceği de iddia ediliyor.

Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) Başkanı Gürbüz Oruç ve Osmanbey Tekstilci İş İnsanları Derneği (OTİAD) Başkanı Kemal Kartal da deprem felaketlerinin ve beklentisinin olumsuz etkilerinin arttığını belirtti.

Özellikle tekstilde, talepte yüzde 30 düşüş olduğunu bunun yüzde 50’ye varabileceğini ve genelde siparişlerin Çin’e kaydığını açıklarken, binalarının da kontrol edilerek, kentsel dönüşümle yeniden yapılanmaya hazırlandıklarını belirtti. Kaynak: Dünya

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, İstanbul’daki olası deprem beklentisinin, bölgelerine olan sanayici ilgisini artırdığını belirtti.

Küpeli, ‘Bölgemize olan yatırımcı ilgisi artarak devam ediyor. Önemli yerli ve yabancı yatırımcılarla görüşmelerimize devam ediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Olası Marmara depreminin sadece İstanbul’u değil tüm bölgeyi etkisi altına alabileceğini açıklarken, İstanbul ve çevresinin sanayi ve insan yoğunluğunu artık kaldıramaz olduğunu belirtti. Kaynak: Dünya

Deprem risklerinin dağılması açısından sanayi ve finans dünyasının hazırlıklarını siz nasıl buluyorsunuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir