Varlık dergisi ve yayınevinin kurucusu, bir yazı emekçisi: Yaşar Nabi Nayır

Türk edebiyatına sağladığı katkılarla tanınan, Varlık Dergisi’nin ve Varlık Yayınevi’nin kurucusu yayıncı, şair ve yazar Yaşar Nabi Nayır’ın vefatının üzerinden 42 yıl geçti.

Nigar Hanım ile memur Nabi Bey’in oğlu olan Nayır, 25 Aralık 1908’de Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te dünyaya geldi.

Balkan Savaşı yıllarında annesiyle zaman zaman İstanbul’a gidip gelmek zorunda kalan Nayır, ilköğrenimini İstanbul ve Üsküp’te sürdürdü. Nayır, Kadıköy’de Osmangazi İlkokulu, Torosyan Ermeni Okulu, Üsküp İrfan Mektebi ve Üsküp Fransız Okulu’nda eğitim gördü.

İlk şiiri Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı

Usta yazar, ailesiyle birlikte 1924’te kesin olarak İstanbul’a yerleşti ve 7’nci sınıfına kaydolduğu Galatasaray Lisesi’nin ticaret ve bankacılık bölümünden 1929’da mezun oldu.

Sanat hayatına şiir yazarak başlayan Yaşar Nabi Nayır’ın ilk şiiri, Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. 1928’de altı arkadaşıyla kurduğu Yedi Meşale topluluğu Nayır’ın edebiyat dünyasında tanınmasını sağladı.

Nayır’ın kurucuları arasında yer aldığı, Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret Solok, Sabri Esat Siyavuşgil, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk ile Kenan Hulusi Koray’dan oluşan Yedi Meşale Topluluğu, 8 ay sonra dağıldı.

Yedi Meşale…

Yedi Meşale adlı ortak bir şiir kitabını da 1928’de yayınlayan usta edebiyatçı, Fransız sembolizminin etkisi altındaki bu şiirlerde, kuşağın diğer şairlerinde olduğu gibi, ağırlıklı olarak bireysel duygulara ve izlenimlere yer verdi.

İlk şiir kitabı Kahramanlar’ı 1929’da çıkaran Nayır, 1931’de Onar Mısra ve daha sonra da Mesafeler eserini okurların beğenisine sundu. Bu kitaplarından sonra Nayır, şiirden uzaklaşarak önce roman, öykü ve oyun, daha sonra da inceleme ve araştırma türünde eserler vererek, düz yazıya yöneldi.

Usta edebiyatçı, Yusuf Ziya Ortaç tarafından kurulan “Meşale”, “Yeni Kitap”, “Hayat”, “Muhit”, “Ülkü” ve “Çığır” dergilerinde yayımladığı şiir, deneme ve çevirileriyle tanındı. Nayır, 1929 ile 1933 arasında Ziraat ve Merkez bankalarında, 1934-1940’ta da Türk Dil Kurumu’nda görev yaptı.

Varlık Yayınevi’ni 1946’da kurdu

Bir dönem Hakimiyeti Milliye gazetesinde çevirmen ve yazar olarak çalışan Nayır, Nahit Sırrı Örik ile birlikte Ankara’da Varlık Dergisi’ni 15 Temmuz 1933’te yayımlamaya başladı. Nayır, daha sonra 1946 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa etti.

Yaşar Nabi Nayır, 1946’da dergiyi İstanbul’a taşıdı ve bir yandan da Varlık Yayınevi’ni kurarak kendini yayıncılığa verdi. Usta yazar, yayınevi bünyesinden binden fazla kitap yayımladı ve 1950 yılında çok kısa bir süre de olsa “Meydan” isimli siyasi mizah dergisini çıkardı.

Sadece çağdaş dünya edebiyatı örneklerine yer veren Cep Dergisi’ni 29 sayı olarak 1966 ve 1969 yılları arasında çıkaran Nayır, Varlık Yıllıkları’nı ise 1960-1981 arasında okurlarla buluşturdu.

Panait Istrati ve Balzac başta olmak üzere Fransızcadan çeviriler yapan, aynı zamanda derlemeler ve incelemeler hazırlayan Nayır, Türk kültür yaşamına yaptığı katkılardan ötürü 1979’da Kültür ve Turizm Bakanlığı Büyük Ödülü’ne değer görüldü.

Kendi adıyla ve Muzaffer Reşit takma adıyla derlediği, hazırladığı antoloji ve tanıtma kitaplarının sayısı 60’ın üstünde olan usta edebiyatçı, garip şiiri ve köy edebiyatına tanıklık etmiş olmanın yanı sıra yaşamının sonuna kadar Türk edebiyatına yön veren kalemler arasında yer aldı.

Nayır, aynı zamanda Varlık Dergisi bünyesinde birçok genç yazar ve şairin yetişmesine ön ayak olmakla beraber, Varlık Yayınları ile seçkin bir edebiyat kitaplığı kurdu.

Türk edebiyatına ve kültür yaşamına büyük katkılar sağladı

Türk edebiyatının önde gelen birçok şairin ilk ürünlerine yer veren, gerek Varlık dergisi, gerekse Varlık Yayınevi’nde yayımladığı bini aşkın kitapta çağdaş Türk edebiyatının ve kültür yaşamının gelişimine önemli katkılar sağlayan Nayır, birçok çevirmenin yetişmesinde de rol oynadı.

Yaşar Nabi Nayır, çeviri konusunda de Türkiye’nin durumunu 1940’da şu cümlelerle anlatmıştı:

“Bir tercüme faaliyetinin layıkıyla verimli olabilmesi için kaliteli tercüme zihniyetinin o memlekette iyice yerleşmiş olması lazımdır. Bizde tercüme faaliyeti eskiden de yok değildir. Fakat dikkat ediniz, son zamanlara gelinceye kadar dilimize çevrilen eserlerin büyük bir ehemmiyetini, sanat ve fikir kıymetleri olmayan birtakım aşağılık macera ve zabıta romanları teşkil ediyordu. Bu eserleri ortaya koyanlar, halk iyi ve kaliteli eserlere rağbet etmediği için ticari bir kıymet arz eden bu nevi kitapları tercüme ettirmek mecburiyetinde kaldıklarını söylüyorlardı.”

Usta edebiyatçı, tercümenin önemine ilişkin ise şunları kaydetmişti:

“Çeviri işi, kolay bir iş sanılmamalıdır. Onu küçümseyenler aldanırlar. Çeviriyi küçümsemek, bu alanda, en iyi yazarları bile başarısız kılabilir. Çünkü çeviri yapanlar sürekli yeni yeni sorunlar karşısında kalırlar. Üstelik bunları çözmek için başvurabileceği hazır kurallar ve usuller yoktur. Her yeni sorunun çözümü, yeni sorun getirdiği için daha önceki çeviriler de işe yaramaz. Onun içindir ki her yeni çeviri, çevirmenin olgunlaşmasını, biraz daha mükemmelleşmesini sağlar.”

Yaşar Nabi Nayır öldü

Türkiye Pen Yazarlar Derneği’nin bir dönem başkanlığını yürüten Nayır, 15 Mart 1981’de mide kanaması bağlı olarak İstanbul’da hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir